Kategoriler
Sayfalar
Yeni İçerikler
 
YENİ EĞİTİM YILINA BAŞLARKEN
Bir Kur'an Kursu Öğreticisi arkadaşımızın göndermiş olduğu Mefhûm-u muhâlifiyle güzel bir tembih verdiği, iğneleyici ama, bilgilendirici açıklamasını eklemeyi uygun bulduk.
Umarız ki yanlış anlaşılmaya sebep olmadan alması gerekn ibretleri alırız...

Değerli arkadaşlar, kursların açılmasına az bir süre kaldı. Özellikle, ilk kez göreve başlayacak olan arkadaşlarımız, muhtemelen tatlı bir telaş içindedirler şimdi. Ama hiç kendinizi kasmayın.

Tecrübeli ablanız Gül "Her zaman için Gülme" yanınızda. Vakt-i zamanında, birçok kez Kur’an öğretiminde bulunmanın verdiği cüretle (bazıları bunu densizlik olarak da yorumlayabilir tabi), sizlere bazı önerilerde bulunmaya karar vermiş bulunuyorum. Gerçi şu sıcak yaz günlerinde, bir taraftan Ramazan ayının verdiği rehavette arkadaşların ısrarcı pohpohlayışı olmasaydı, hayatta elimi kalem kağıda sürmezdim ama neyse. Bu defalık da böyle olsun bakalım. İşte yeni müfredata göre ilk kez sınıf okutacak arkadaşlara önerilerim.

Sıkı durunuz...
1-Dersliğinizi yani eğitim ortamınızı fiziksel açıdan kesinlikle hazırlamayın. Hatta mümkünse tamir ve tadilatın tüm yarıyıl boyunca sürmesini sağlayın.  Öğrencilerinizi, soğuk (psikolojik anlamda) ve alışılması güç bir derslikte karşılayın. Dersliğinizin kirliliği ve düzensizliğinden emin olun. Onu kesinlikle süslemeyin ve yaş grubu gençlerinin ve hanımların orada olmaktan mutluluk duyacağı, huzur bulacağı bir hale getirmeye çalışmayın. Çünkü, her ne yaparsanız yapın, daha önce senelerce başka sınıflarda eğitim gören öğrencileriniz arasından bile, uyum sağlamakta güçlük çekecek, sorun yaratacak birkaç uyumsuz kişi çıkacaktır. Kendinizi daha başlangıçta bu endişenin kollarına bırakın.
Bırakın ki, kaygılarınız kolaylıkla onlara da bulaşsın. Asla unutmayın, negatif elektrik, eğitim ortamları için en temel enerji kaynağıdır. Uygun etkinliklerle meşgul edilen ve tatmin edici bir arkadaş grubu üyeliği rolü alan öğrenci kısa zamanda, öğrenememe korkusu ya da diğer
uyum sorunlarını aşacaktır. Bu yüzden mümkünse hiç ilgilenmeyin, güler yüz ve anlayış göstermeyin, arkadaş gruplarını dağıtın. Nitekim hepimizin bildiği gibi, iyi bir öğrencinin gün sonuna kadar, kesin bir itaat ve derin bir sessizlik içinde soru sormadan öylece oturması gerekir.
2-Ne demiştik, etkinliklerinizi planlamayın, biraz bohem olun. Plan yapmayın, yaptıysanız da  uygulamayın. Evrenin izlemekten en keyif aldığımız yanı, o sonsuz boşluğunun meydana getirdiği görüntü değil midir? Siz de eğitim etkinliklerinizde olabildiğince büyük boşluklar bırakın. Gerçi öğrenci türü, boşluğu sevmez ve bıraktığınız boşlukları Allah vergisi bir doğaçlamayla oluşturdukları, kendi etkinlikleriyle dolduruverir. Ama ne iyidir ki bunlar genellikle sessizce ve müfredata uygun biçimde gerçekleşen etkinlikler değildir. Çocuklarımızın kendi çabalarını engellemeyin. İşinizi gereğinden fazla ciddiye alıp, kendinizi yıpratmayın. Böylece onları bir an önce Kur’an’ı öğrenmeleri; kendi kendilerine sökme şansından mahrum etmemiş olursunuz. Bırakın kırda kendiliğinden açan çiçekler gibi patırdayıversinler. Birkaç dönem geç de olsa, eninde sonunda okumaya ve hatta yazmaya başlayacaklardır. Bazıları, ders içinde uygulayacağınız etkinlikleri, başta süre olmak üzere son derece dikkatle planlamanız gerektiğini söyleyeceklerdir. Oluşabilecek küçük boşlukları ilgi çekici küçük öyküler, dramatizasyonlar, ilahiler, bulmacalar  ya da bilmecelerle kapatmanın, bir avantaj sağlayacağından dem vuracaklardır. Üstelik bunları daha önceden belirlediğiniz seçkiler üzerinden gerçekleştirerek, okuma-yazmaya geçiş sürecinde pekiştirme metinleri olarak kullanmanızı salık vereceklerdir. Bu asılsız söylentilere aldanmayın. Unutmayın bu dünyada her şey gelip geçicidir.
Sizden önce de böyleydi, sizden sonra da böyle kalmasına izin verin. Dünyayı kurtaran adam ya da kadın olmayın. Olursanız da tatmin edici bir gişe hasılatı beklemeyin.
3-Unutmayın, veli, nimetinizdir. Onları sık sık toplantı bahanesiyle kursa  çağırın. Toplantılarınızı içeriye girmesi kolay ama çıkması güç yerlerde düzenleyin. Ve kursunuza belli bir ödeme yapmayan velinin dışarıya çıkmasına kesinlikle izin vermeyin. Gösterdiğiniz ısrarcılığın, veli üzerinde bir tür şartlı refleks etkisi yaratması gayretinde olun. Velilerin, veli toplantılarının asıl amacının ne olduğu konusunda akıl karışıklığı yaşamasına izin vermeyin. Öğrencilerin eğitim ve öğrenim durumları gibi gereksiz konuların değerlendirilmesi söz konusu olduğunda genel ifadeler kullanın. Öğrenciyi gerçekten tanımadığınız ya da durumu hakkında ayrıntılı fikirlere sahip olmadığınız durumlarda bu yöntem işe yarayacaktır. Israrcı velilerle karşılaştığınızda, baskın çıkın. Kızın, köpürün, suçlayın. Söz konusu tavırlar kaçınılmaz başarının temel anahtarlarıdır. İlk toplantılarda toplayabildiğiniz kadar para toplayın. Daha sonraki toplantılarda katılımın hızla düşeceğini ve sonunda dersliğin duvarlarıyla baş başa kalacağınızı unutmayın. Bazı bozguncular, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütürken velilerinizle tam bir işbirliği ve uyum içinde olmanız gerektiğini söyleyeceklerdir. Hatta işi abartıp, bir veli toplantısı düzenleyerek, yeni müfredat ve uygulanışı konusunda onlara açıklayıcı bilgiler vermeniz gerektiğini öne süreceklerdir. Heyhat. Ne gereksiz bir çaba.
4-Başkanlık sizlere özellikle ilk hafta etkinlikleri için bir  bildirge gönderecektir. Büyük olasılıkla bazılarınız bir an evvel öğrencilerine bildikleriniz aktarmak için sabırsızlanıyordur. Sabırsızlık en sevdiğim kişilik özelliklerimden biridir. Sabırsız olmaktan çekinmeyin. Gönlünüzce sabırsızlanın ve bunun gereğini yerine getirin. Bildirgeyi ve harfleri tanımaya yönelik hazırlık çalışmalarını boş verin. Doğrudan sesleri vermeye geçin. Göresel de neymiş, sadece kulağa hitap ederek çalışmaya başlayın. Henüz buna hazır olmayan öğrencileriniz zorlanacaklardır. Bu zorlanma yüzünden güven duygularını yitirip, kurs ve okuma etkinliklerinden soğuyacaklardır. Hatta sonraki dönemlerinde bırakın Kur’an okuma alışkanlığı kazanmış olmayı, her hangi bir Kur’an meclisinde dahi bulunmaktan bile zorlanacaklardır. Olsun. Bu durum, toplumun genel iyiliği ve mesleki imajınız adına çok da büyük bir bedel değildir. Sınıfınızdaki bir grup hazır öğrenciyi, sizin öğretmeye başlamanızdan önce okumaya geçirmenin tadından kendinizi mahrum etmeyin. Bırakın
hasedinden çatır çatır çatlasın. Hele bir de diğer öğrenciler ve velileri gaza getirip öncülere yetişme gayreti verebilirseniz, o sınıf tadından yenmez olur. Değerli arkadaşlarım. İleri sürdüğüm savların tam tersini ısrarla müdafa edecekler çıkacaktır. Hep çıkmıştır. Ama yanlış yapıyorlar. Benimle polemiğe girmesinler, çıkamazlar. Çıkartmam. Neyse biz işimize bakalım.
5-Öğreticilik söz konusu olduğunda sorunlar ve çözüm yolları tükenmez desek yeridir. İlk zamanlarda karşılaşacağınız en önemli sorun sınıf yönetimi konusunda olacaktır. Çünkü daha önceki sınıflarında kendine güveni gelişmiş, söz sahibi olmuş, kurallara uyan öğrencilerimiz, kurslu olup sınıfları doldukları vakit, söz söyleme becerilerini bile yitirirler heyecanlarından. Öncelikle yapmamız gereken, tuvalet meselesini çözmektir. İki de bir abdest almak için izin istemelerine fırsat vermeyin sakın. İsterse çatlasınlar, değil mi sınıfda tek hakim sizsiniz. Bu arada bir önerim, Siz yine de olası aksaklıklara karşı elinizin altında, paspası  bulundurmayı ihmal etmeyin ve verin ellerine, bütün sınıfı da temizletin.
6-Bir ders süresi 45 dakikadır. Bu dakikaların kıymetini bilin. Her bir dakika önemlidir. Etkinlikler yoğun biçimde, talebe türünün başını kaldıramayacağı şekilde icra edilmelidir. Bu yaş grubu gençlerin, görsel temelli öğrenmeye yatkın olduğu ya da dikkat sürelerinin etkinlik
planlamada esas alınması gerektiğini ifade edenler çıkacaktır. Bunlar boş laflardır. Yazma konulu uzun süreli ödevlendirmeler bütün sorunlarınızı çözecektir. Yok efendim sıralarımız ortopedik değilmiş de, uzun süreli oturmalarda kalçaları tutulacakmış da, kas-kemik
gelişimleri açısından uzun süreli yazma çalışmaları bıktırıcı olmanın yanı sıra, can yakıcı olabilirmiş. Geçin bunları geçin canım...
6-Geçenlerde nette dolaşırken, ilk hafta uygulamalarına ilişkin bir yazıya rastladım. Yazının gaflet içerisindeki bir arkadaşımız tarafından kaleme alındığı daha ilk cümlelerde belli oluyor. İbret olsun diye alıntılıyorum. Hemen ardından yorumlarımı da bulabilirsiniz:
"İlk hafta, siz öğrencilerle tanışırken, öğrenciler de hem sizinle hem de kursla tanışacaklardır. Çocuklarınıza kendi isimleriyle hitap etmeniz, olumlu etki sağlar. Adlarını öğrenmekte güçlük çekerseniz, isim kartları kullanabilirsiniz. Tanışmayı eğlence temelli bir sınıf etkinliği olarak gerçekleştirmenizi tavsiye ederim. Sınıfın maskotu olan bir eşyanın elden ele dolaştırılarak, her bir öğrencinin kendisini tanıtmasını sağlayabilirsiniz. Tabi önce bunu nasıl yapacaklarını örneklemeniz daha iyi olur. Birçok kişinin Kurân alfabesi ile ilgili şikayeti olduğunu duyuyorum. Alfabe, aslında hareket yönleri doğru biçimde kavratılırsa, ne size ne de öğrencilerinize zorluk yaşatmayacaktır. Bu yüzden özellikle düzenli görsel ve işitsel etkinliklere  ağırlık vermeniz, yazılış yönlerinin ve harflerin telaffuzunun doğru
kavranmasına dikkat etmeniz gerekir.  Sürekli yazma çalışmaları, henüz sizinle ve kursla yeni tanışan öğrencilerinizi sıkacaktır. Özellikle daha düzeyli sınıflardan gelen öğrencilerinizi. Çünkü bu gençler sürekli görsel, işitsel ve hatta bilfiil katıldıkları ağırlıklı etkinliklere alışıktırlar. Bu yüzden gruplu, bulmacalı,dramatizeli etkinliklere en azından ara ara zaman ayırmak, sizin için de onlar için de rahatlatıcı olacaktır. Sevgi eksenli, hikaye ile buldurmalı, bulmacalı ve birebir yapacağınız düzenli etkinlik çalışmalarına ilişkin linkler aşağıdadır. Umarım yararlı olur.

http://www.kurankurslari.com/kuran/index.php?go=icerik&id=362

http://www.kurankurslari.com/kuran/index.php?go=icerik&id=273

http://www.kurankurslari.com/kuran/index.php?go=icerik&id=231

http://www.kurankurslari.com/kuran/index.php?go=icerik&id=268

http://www.kurankurslari.com/kuran/index.php?go=icerik&id=134



Bak şimdi. Arkadaşım neler söylüyor neler. Öncelikle öğrencilerle tanışacakmışız. Arkadaşım öğrenci dediğin şey gençtir. Hepsi birbirinin aynıdır. Öyle sirk gösterisi yapar gibi maskotla, eşyayla falan etkinlikler, merasimler düzenleyerek tanışmaya ne gerek var. Tek tek isimlerini öğrenecekmişiz. Çocuğum, yavrum, evladım gibi, güzel Türkçemizin güzel sözcükleri niçün yeterli gelmiyor? Elif, Ahmet, Ayşe deyince boyları mı uzayacak? Onlara karşı hep güleryüzlü ve anlayışlı olunca daha mı çok sevecekler sanki Kur’an’ı? Yıllardır devam edip gelen bir düzen var, bu düzeni bozmak da neymiş. Bir de paylaşımda bulunuyor arkadaş. Tereciye tere satıyor. Neyse daha fazla uzatmak istemiyorum. Hakikatler gün gibi açık. Ve ben hakikatleri ifade etmeye devam edeceğim. Haydin hepinizi öpüyorum. Yeni öğretim yılında dediğiniz dedikten vazgeçmemenizi öneriyorum.

                                                                                          Ablanız Gül

 

Tarih : 2008-09-13 - Okunma : 3667
SİZDEN GELENLER kategorisine ait diğer içerikler
YENİ EĞİTİM YILINA BAŞLARKEN
SİZDEN GELENLER
Listenin tümü >>
 
Arama
Site Menü
Çok Okunan İçerikler
Link Arşivi
Paylaşım

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
www.kurankurslari.com
Sitede bulunan tüm içerikleri kaynak göstererek kullanabilirsiniz
Code By asilweb