Kategoriler
Sayfalar
Yeni İçerikler
 
UMRE (NOTLARI)
Samimi duygularla yazılmış bir umre anekdotu...
Umre Notları (alıntı)


Ben ayagimda çarik, elimde asa
Senin için şu yollara düsmüsüm
Senelerce sonra sana dönüsüm
Bir mahser gününe de rastlasa
Beni unutma ...

Ü.Y.Oğuzcan


onyedi ağustos ikibinyedi
Bismillahirrahmanirrahim...

Ruhlarımızı yaratan ve onlara derin bir arayış bahşeden
kaosun içinde bizi zaaflarımızla sınayan
ama yanlız bırakmayan
katından huzuru ve rahmeti indiren
sarıp sarmalayan Rabbin selamıyla ...

Bu başlığa MEscid-i Nebevi resmiyle başladım , çünkü o resime bir gönül borcum vardır ...Mukaddes mekanları hepimiz gibi görmeyi ne kadar istedimse de bu resimin içime düşürdüğü şiirsellik ben de ayrı bir yere sahip ..ikinci resimi ise Kabenin yanından kendim çektim ..Onu da hep istediğim için hepimiz adına baktım semaya oradan ...

Ki orada bunu yaşamayanların yaşaması , yaşayanların tekrar tekrar yaşaması için defalarca dua ettim..Son tavafımda da gruptan ailesinin ve dua listemdeki herkesin adını sayıp sevabını herkese hediye ettim ..kabul olur inşallah..

gece üçte geldiğinizde kabeye gökyüzünde o güzel gece karanlığı oluyor
siz tavafa başlarken o rengin açılışını izleyebiliyorsunuz
incelen siyahın arkasından derin bir mor açılan bir eflatun ve pembeye dönüşürken
arkasından beliren duru mavi ile sabahı buluyorsunuz ...Kabe ye tüm renkler çok yakışıyor ...

Orada mini bir gruptan buluşması yaptık ..Mela ile yukarıdaki resimde gördüğünüz saat kulesinin altında MEscid-i Haram'ın önünde buluştuk ..yatsı namazından sonraydı..içeriye girdik ve Kabe'ye nazır Haziran ve Temmuz ayı hatim dualarını bağışladık..Allah kabul etsin.. orada hatim okuyanların isimlerini tek tek saydık , Mela hazırladığı duasını okudu ben de kendi duamı ettim ..sizler için şefaat , Cemalullah , af diledik.. sizlerden selam söyledik ..defalarca oralara gidebilmeniz için dua ettik ..ve gönlünüzden geçen dualarınızın kabulü ve ince sızılarınızın dinmesi için dua ettik ...ve gece bir buçuğa kadar oturduk , sonra o ışıltılı meydanda ayrıldık..çok özel bir buluşma oldu ..

Allah ın nasibidir , orada dua etmek çokca nasib oldu herkes adına ...ben başkalarından umreye veya hacca giderlerken onlara yük olacağım endişesi ile çekinerek dua isterdim , onca telaşın arasında hatırlaması zor olur diye düşünürdüm ama Allah ın nasibidir öyle olmadığını gördüm .. insan orada bana burada bulunmak bile yeter lütuf olarak diye düşünüyor ve orada olmayanlar adına daha çok dua edesi geliyormuş .. unutmamak için defterime yazdığım bütün isimlere ve gruptan forum ailesine heryerde dua edebilme nimetine mazhar oldum..Allah kabul etsin.. Peygamberimizin kabrinin önünden tutun Kabeye ve Arafat a kadar heryerde dua etmek nasib oldu ..ve her duamı oralara tekrar tekrar çağrılmamız münacatıyla noktaladım..

Turuncu bir ajandam vardı , en arkasına geçen sene ağustosta bir dostum bir not yazarak hediye etmişti ..notta :

"madem her toplantıda önümüzde bir defter olması gerekiyor , ben de sana bunu vermek istedim .. sonu başından hayırlı bir sene olsun hepimiz için " diyordu ..

ve bu sene ağustos ta ona birsürü oralarda not almak nasib oldu ..meğer yazdıkları dua yerine geçip kabul olmuş...

orada kendi kabiliyetimce gördüklerimi , duyduklarımı,notlarımı resimlerle , yazılarla sizlerle paylaşmak istiyorum ...bunun belki bir anlamda haketmediğim halde bu nimete mazhar olan ruhumun zekatı olduğunu hissediyorum kendimce ..o yüzden bu ziyaretname başlığını açtım ..inşallah faydalı olur ...





Senin elinden başlayalım ayine , çünkü kabeye benden önce sen dokundun Allah razı olsun gitmeden verdiğin tüm tavsiyeler ve dileklerin için

Değerli arkadaşlar ,

Burası Efendimizin mahallesi ve ikinci resimde daha net gördüğünüz ev
Efendimizin doğduğu ev..
o müthiş mucizelerin gerçekleştiği yer .. hani o gece bir yıldız doğmuştu semada ve o zamanın bilgeleri o yıldıza bakıp "Muhammed (s.a.v)doğdu" demişlerdi ..işte orası ..
Efendimizin güvercinlerine bakmayı da unutmayın ..hep oralardalar ..oralarda inş. sizler de gidince yem alın , onlara ikram edin .. o kapının önünde durun ... orası aslında şuanda bir kütüphane olarak kullanılıyor ..Oralarda Vehhabilik yaygın olduğu için bu tür yerleri aslına uygun bekletmiyorlar , kütüphaneye çevirmişler ..ama siz ona takılmayın ..kapısında durun ve oradan çıkışını hayal edin ..

bir şiirdeki gibi:

"bütün çocukları anneleri eve çağırırken
seni kim çağırırdı ya Resulallah?"

bu dize çok geçti içimden içimi burkarak..

onu oralarda çocukken , gençken hayal edin .. Nuru Hz. Amineden geçmişken.. melekler kalbini yıkarken..

orada son resimde gördüğünüz Ebu Kubeys dağı , Efendimizin evinin tam karşısında .. oraya kral bir misafirhane/saray yaptırmış ..az önce söyledğim gibi bu tür şeylere çok önem vermiyorlar ..ama ben size farklı bir noktadan bahsedeceğim..

Allah u Teala , Hz. İbrahim e o dağın üzerinde insanları hacca çağırmasını emretmiş ..çok kutsal bir dağ ..ve Hz. İbrahim bu emrin üzerine cennet yakutlarından olan kabede ki " makam-ı İbrahim"e e çıkıyor insanları hacca çağırıyor ...yani bize dönük bu çağrı ilk burada başlıyor...

bu çağrının yankılarını taa evlerimizden duyalım ve inşallah hepimize "hacc"ın nasib olması , o yüzyıllardır yankılanan çağrının kendimiz ve hepimiz adına cevap bulması için dua edelim..

ve Efendimiz mübarek atası , soyunun dayandığı Hz. İbrahim in çıktığı ve bu emri aldığı dağın tam kaşısında doğuyor , orada büyüyor ...Hz.İsmail bu dağdan Kabeyi yapmak için taşlar getiriyor..hemen sağımızda Kabe nin etrafını çeviren kapıları var ...ve Sefa Merve tepesi yine o hizada ... yani tüm Hz.İbrahim,İsmail,Hacer ve Efendimizin hayatı oralarda kesişiyor ...Kuran da geçen bir dağa bakmanın heyecanı da apayrı..

aslında benim yolculuğum sondan başa doğru başladı ..önce Medine ye gittim ..ama ben size anlatırken bu evden başlamak istedim...





Kabe nin kapısı
ve örtüsü..
onun önünde ağlayan , içini döken , derdini anlatan insanlar ....
ben bu tenha resimleri ikindi vaktinde çektim ..o zamanki sıcaktan dolayı biraz daha az kalabalık oluyor Kabe ..ama siz o sıcağa bakmayın , içine girince Allah ayrı bir serinlik veriyor ..sıcaklandığınızda zaten zemzem yanıbaşınızda şifasıyla duruyor ..doldurup kana kana için , yüzünüzü gözünüzü yıkayın , serinleyin ve dönün ...

gidenler bilir ben de giderken öğrendim ...
Mescid in dışında başınızı öne eğin .. sadece önünüze bakın ve yürüyün ..rehberinizden rica edin size yardımcı olsun ve taaki Kabe karşınıza gelene kadar içinizden dua edin , Kabe yi ilk gördüğünüz anda edilen duaların kabul olduğu söylenir ...gördüğünüz anda tutulabilirsiniz o yüzden yere bakarken edebildiğiniz kadar edip baktığınız an toparlayabilirsizin ... çünkü bir ses

"tamam , şimdi başınızı kaldırın ve Kabe yi selamlayın "dediğinde onunla ilk bakışmanızı, o tutuluşunuzu , o şükür doluluğunuzu ve çözülüşünüzü ömrünüz boyunca defalarca yeniden yaşamak isteyeceksiniz ...

iki elinizi omuz hizasında kaldırıyorsunuz avuçlarınız ona dönük ve sağ elinizin avucunuzun içini öpüyor ve ona doğru "bismillahu Allah u ekber " diyerek sağ elinizi kaldırarak onu selamlıyorsunuz ki bu selamlamayı çok seveceksiniz ..

ben oradan son sabah namazında ayrılırken veda ederken , geri dönüp dönüp bakarken , gün ışırken Endonezya tarafından olduğunu tahmin ettiğim , bembeyaz giysilerle 30-35 kişilik bir grubun o ilk anına şahit oldum..çünkü kendi ilk anımda etrafı farkedecek gibi değildim ... ben gidiyordum , onlar geliyordu .. ve hepsi birden aynı anda secdeye kapandılar , kabe ye dönük dakikalarca ağladılar ..yüzlerini göremiyordum ama hemen yanıbaşlarında semaya bir kutsal ahenk gibi dağılan ağlayışlarını ,hıçkırık seslerini duyuyordum ...Kabenin mermerleri şükür gözyaşlarıyla ıslanıyordu ..

o sesleri her hatırladığımda aynı ürpertiyi , aynı etkilenmeyi yaşayacağıma inanıyorum ...

kimbilir ne çok o anı beklediler , ne imkanları zorlayıp ne kadar uzaklardan geldiler ... ve ben ordan ayrıldıktan sonra daha ne kadar ağladılar


 


Yatsı namazından sonra 14 Ağustos akşamı senede iki defa olan bir olaya şahit olduk ..
Kabe nin yıkanması ..

bir Ramazan ayından önce bir de Hac zamanı yıkanıyormuş Kabe ...Zemzemlerle ve gül suyuyla yıkıyorlar.. Efendimiz de Mekke yi fethedince Kabe yi yıkamış.. ben habersiz olduğum için yanıma makina almamıştım ama uçakta görüntüleyen birkaç arkadaş you tube a koyacaklarını söyledi ..inşallah takip edeceğim , koyarlarsa buraya ekleyeceğim..

o akşam inanılmaz bir kalabalık vardı ,Arabistan Kralı Abdullah yanında birçok heyetle geldi..Onların arasında Çeçen lideri Ahmed Kadirov da vardı ..ve herkesin beklediği o an yükselen tekbir nidaları arasında yaşandı ..Kabenin kapısı açıldı ...herkes dua ediyor ve ağlıyordu ..birçok insan Fetih suresini okuyordu ..zaten Kabenin dış örtüsünde Fetih suresi yazıyor ...ışığı yandı ..içindeki beyaz mermerler , siyah şerit ve süslü birkaç fayans göründü ...inanılmazdı ..ve bir not olarak buraya yazayım sonra ayrıntılı olarak yazacağım ..Kabenin şuanki yapımı Osmanlılardan kalma ...Kabe tarihte defalarca yıkılmış ve yapılmış ... ecdadımızın emeğini ve çabasını birkere daha hayranlıkla gördük orada ...
içi yıkandı ve kapılar tekrar kapandı .. bir sünneti izledik ..Allah ın evi yıkanmıştı ...yer ve gök inanıyorum mutluluktan ışıldıyordu..

zemberek demiş ki:Her bir resme bakarken içimi ayrı bir duygu kapladı Allah razı olsun kayıp atlas
Bildiğim kadarıyla Kabe inşa edilirken dağdan alınan kayalar tek tek nukaralanmış ve aynı numara dağda ki yerlerinde yazılmış hala o numaralar duruyormuş.Yani Kabe deki herbir taşın nereden geldiği belliymiş

Bu resmi çekerken ayine nin çocuk manzaralarından bahsedişi aklıma geldi..
bu çocuk annesiyle birlikte yetişkinler gibi tavaf yapıyordu

Zemberek , evet buna yakın şeyler benim de notlarımda var ama bu konuda bilgim çok az
ama ben notlarımı aktarayım buraya

TAVAFIN HİKAYESİ

Allah u Teala ilk insanı yarattığında Bakara suresinin 5.sayfasında geçtiği gibi melekler Allah u Teala ya " Yeryüzünde bozgunluk yapacak birini mi yaratıyorsun? " derler .Allah(c.c) onlara "Şüphesiz ben sizin bilmediğinizi bilirim" dediğinde onlar tövbe edip hadlerini aştıklarını düşündüler ve ahiretin zaman kavramına göre tövbe ederek arşı azamın etrafında dönmeye başladılar ..Allah u Teala onların bu pişmanlığına mukabil Arşın altına Beyti Mamuru inşa etti.Orada bir tavaf eden meleğe bir daha sıra neredeyse gelmiyordu ..Hz. Adem yeryüzüne indiğinde o tavafı ve o tavafta duyduğu ve yanlızlığını giderdiği sesleri özledi.. Ve yeryüzünde ona böyle bir mekan vermesi için dua etti ...

KABENİN YAPIMI

Allah u Teala cennet yakutlarından Gönderdi ve Kabenin temeli atıldı ..Adem a.s. Tur Dağından , Lübnan , Nur , Sevr ve Zeytin dağından (Mescid-Aksa nın bulunduğu ) getirdiği taşlarla inşa etti... ( burada dağ isimlerine bakınca taaa o zamandan herşey ne kadar açıkmış diye düşünüyor ...Sevr..Hira Nur...)

Adem as. dan sonra Kabe eskidi ..Şit a.s. tekrar yaptı ..Nuh tufanında Nuh. as. gemisiyle tavaf etti ve Kabe Ebu Kubeys dağına kaldırıldı..

Daha sonra Kuran'da açık olarak emredildiği üzere Hz. İbrahim den Kabe nin yeniden inşa edilmesi istendi.. Melekler beyaz bir örtüyle çöktü ve Kabenin sınırlarını gösterdiler.. Bu işaretlerle beraber kazdı ve Kabe nin temeline indi.. İsmail a.s. Kubeys dağından taşlar getirdi ve Kabeyi inşa ettiler.. Tavaf ettiler , Arafat a gittiler ve haclarını ifa ettiler..

Daha sonra İsmail a.s. Cürhümler isimli oraya gelen bir kabilenin kızıyla evlendi ve oraya yerleşti.. Bir süre sonra Amelika isimli bir kabile istila etti ve Kabeyi yıktı .Cürhümler tekrar inşa etti..Tekrar yıkıldı , tekrar inşa edildi..Kureyliler dönemine kadar kaldı..O dönemde dağlardan gelen sel ile Kabe nin üç duvarı yıkıldı ..Sonra yeniden yapıldı ..Bir dönem bir kadın tütsülerken ahşap tarafı yandı ve yeniden yapıldı ..Kabe yeniden yapılırken Hacerül Esved i yerine Efendimiz koydu..

O dönemde de Kabe tavaf ediliyordu ama ibadet putlara idi.. Kirli elbiseyle tavaf yapılamadığı için çoğu kişi Kuran da da ifade edildiği gibi "çıplak tavaf " ediyorlardı ve oranın zenginleri bu işi paraya dökmüşlerdi ..ziyaret bile parayla idi , bu yüzden Kabeye merdivenle girilmeye ve kapılarına kilit takılmaya başlandı..Ebrehe bu dönemde Kabe yi yıkmak istedi ama Fil suresindeki gibi bunu yapamadı ..

Daha sonra hilafet döneminde YEzid Kabeyi yıkmak için ordusu ve mancınıklarla gelir , kendisine yapılan isyana kızmıştr.. ama yıldırımlar düşer Yezid ölür , insanlar çekilir.. Hz.Esma nın oğlu "Abdullah Bin Zübeyr "Kabeyi yeniden yapar.. Daha sonra Haccac Kabeyi yıktırır ..ve yeniden yapılır .. 1630 da dere yatakları temizlenmediği için yine sel olur ..Dördüncü MUrat ( Allah ondan razı olsun) bütün su yataklarını tamir eder Kabeyi tamir ve tadil eder ...Şuandaki yapı ve birinci kat Osmanlı yapısıdır..

Örtüsünün üzerinde Fetih suresi , Sübhanallahi ve bihamdihi ve Sübhanallahül azim yazar..

Kabe nin kıyamet günü insan suretinde tecelli edip kendisini ziyaret edenleri cennete davet edeceği söyleniyor ..Allah hepimize nasib etsin o daveti..


Teşekkürler sseyyah , gerçekten çok hoşbuldum
Atom biliyormusun aslında o şiirsellik oraya ait ..oranın yüklediklerine..biliyorsun Kuran-ı Kerim belagat sanatının zirvede olduğu bir dönemde indi.. ve bütün şairler onun diline hayret ettiler hatta onun sadece bir şiir olduğuna inanmak istediler ve ayet inerek bir şiir olmadığını ve kutsal bir kitap olduğunu anlattı ....o atmosfer insanı hemen sarıyor..

Ben de tavafla ilgili dinlediklerimden çok etkilendim.. onun meleklerin bağışlanmak için başlattıkları birşey olduğunu duyduğumda ve kaynağının Cennetten olduğunu öğrendiğimde...
Bir de bu dönme , tavaf..
Gitmeden izlediğim bir belgeselde de vardı hani hepimiz biliriz ;

Hava, su, dağlar, hayvanlar, bitkiler, vücudunuz, oturduğunuz koltuk, kısacası en ağırından en hafifine kadar gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğiniz herşey atomlardan meydana gelmiştir.
Çekirdek, atomun tam merkezinde bulunmaktadır ve atomun niteliğine göre belirli sayılarda proton ve nötrondan oluşmuştur. Çekirdeğin yarıçapı, atomun yarıçapının onbinde biri kadardır. Rakam olarak verirsek; atomun yarıçapı 10-8 (0,00000001) cm, çekirdeğin yarıçapı ise 10-12 (0,000000000001) cm kadardır. Dolayısıyla çekirdeğin hacmi, atomun hacminin 10 milyarda biri eder.
Elektronlar, çekirdeğin etrafında belirli yörüngelerde durmaksızın dönen parçacıklardır ve çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatırlar. Elektronları daha yakından inceleme ve onlara bakabilme imkanımız olsaydı, onların tıpkı dünyamız gibi hareket ettiklerini görürdük. Evet; elektronlar tıpkı dünyanın güneş çevresinde dönerken aynı zamanda kendi çevresinde dönmesi gibi dönerler. Çekirdeğin etrafında saniyede 1.000 km gibi akılalmaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, bir kez bile birbirleri ile çarpışmamaktadırlar

Yani , yaratılan herşey özünde tavaf ediyor zaten...

Yukarıdaki resimler otelden Mekke nin ve Kabe nin görünüşü ...
Mekke gece ayrı bir güzel ...

Efendimiz Mekke den hicret için ayrılırken yüksekçe bir yerden Mekke ye bakıp hüzünle mealen demiş ki:

"Ey Mekke , seni severim ve gitmek zorunda kalmasaydım seni terk etmek istemezdim"

bu cümle beni hep etkilemiştir...

veda ederken siz de Mekke ye bakarak böyle bir cümle kurun ...

ve şimdi bakarken yine böyle bir cümle kurun...

"Ey Mekke ..
Sana gelmek isterdim..."diye başlayan...oralarda eklenmek ve tamamlanmak üzere..

Bu da benim oteldeki en sevdiğim yön tabelasıydı Zaten asansör inerken "El Haram " diyordu ,her öyle söylediğinde gülümsüyordum.Odalarda Kabede ezan okunduğunda , ya da cemaatle kılındığında aynı sesi duyuyorduk .Bütün namazlara yetişmeye çalışıyorduk ama ezanı duyduğunda cemaatle kılınması için 20 dakikaya yakın bekliyorlar , birgün akşam namazında asansörde çok yoğunluk oldu ,odadan başlayarak namazı dinlemeye başladık, ikinci rekatı asansörde dinledik ve üçüncü rekata yetiştik , çok hoş bir sistem ..

O yüzden biz zaten mesciddeki tekbir ve tavaf seslerini duyuyorduk ..ama olabilir ...zaten orada sadece melekler de değil 70.000 alem den bahsediliyor ..kimbilir daha hangi boyutlarda hangi varlıklar tavaf ediyordur..Ve bunun yanısıra hayatta olan veya vefat etmiş Allah dostlarının da farklı bir boyutta orada olması muhtemel..

Bu alemlerden biri olan cinlerden bir grup (Menan Cinleri)nden bir gruptu , arkadaşlar bu gördüğünüz Cin Mescidinde müslüman oldular ve Cin Suresi burada indi..

Ve arkadaşlar bu mescit , Cennetül Mualla ya gitmeden ..
Bu mescitte Hz.Hatice 55 Peygamberimiz 40 Yaşlarındayken buluşurlardı ..buradan beraber Hira Nur mağarasına doğru çıkar Mekke yi seyrederlerdi..ve sorular sorarlar, sohbet ederlerdi..çok hoşuma gitti ....

Ebu Kubeys dağına ek bir bilgi olarak :Ayın ikiye yarılması mucizesi de bu dağın üzerinde gerçekleşmiştir ..Kıyamet alametlerinden biridir ..

Birçok kaynaktan aktarılan bu hadiseyi Salih Suruç’un 1986 yılında Pakistan Hükümeti tarafından düzenlenen siyer yarışmasında birincilik alan Peygamberimiz (s.a.v)’in Hayatı adlı eserin birinci cildinden alıntılıyorum:

Bir gün Ebu Cehil,Velit bin Mugire gibi müşriklerin içinde bulunduğu bir grup Resulullah’a gelerek:
-“Eğer Peygambersen ayı ikiye ayır öyle ki yarısı Ebu Kubeys Dağı,diğer yarısı Kuaykıan Dağında görülsün.”dediler.
Resulü Ekrem:
-Şayet bunu yaparsam iman eder misiniz?diye sordu.
Onlar da:
-Evet ederiz. Dediler
-Ayın en güzel görüldüğü 14.gecesiydi.Kainatın Efendisi (s.a.v) aya şehadet parmağı ile işaret etti ve ay bir parçası Ebu Kubeys Dağı üzerine,diğer yarısı ise Kuaykıan Dağı üzerine iki parça halinde bölündü.Resulullah (s.a.v) orada halka “Şahit olunuz.” Diye seslendi.Sihir diyerek inatla O’nun nübüvvetini inkar eden müşrikler etraftan gelenlere:”Sizde ayın bölündüğünü gördünüz mü?”diye sorduklarında da,istemedikleri cevabı alınca gerisin geriye döndüler.

Evet , arkadaşlar , bunlar da deve çiftliğinden görüntüler

Ben yakından develeri bu kadar sevebileceğimi tahmin etmiyordum
ama sizin de gördüğünüz gibi çok tatlılar ve çok fotojenikler
ve takdir edersiniz ki vesikalık fotoğraf çalışmama oldukça katkıda bulundular




Deve Kuran- ı Kerimde bahsi geçen hayvanlardan :


"Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? Artık sen, öğüt verip -hatırlat. Sen, yalnızca öğüt verici bir hatırlatıcısın."(Gaşiye Suresi, 17-21)
Bu ayeti okuduktan sonra , bu ayetin "Bakmıyorlar mı o deveye ; nasıl yaratıldı ?"hitabına binaen devenin enteresan özelliklerine bir bakmak isteyenler için aşağıya bir link koydum faydalı olur inşallah

http://www.hayvanlaralemi.net/yazilar/deve.php

Deve sütünün çok vitaminli olduğunu ve birgün boyunca insana yetebildiğini söylediler ..ayrıca diğer sütlerden farklı olarak asla kaynatılmıyor , direk pastorize yani
bu sebeple peynir , yoğurt türü ürünleri yapılmıyor kesinlikle..


Hepsi bir yana , gözlerinden de bakınca anlayacaksınız develer çok duygusal hayvanlarmış ..ben bunu orada bizzat farkettim ilgiye çok duyarlılar ,birine bir şey ikram etseniz hepsi hemen toplanıyorlar..sevince mutlu olduklarını hissedebiliyorsunuz..

Bir de bu develere Peygamberimizin devesi mübarek kusva nın torunları olarak bakın ..Efendimiz onu çok severdi..kaybolduğunda endişelenmişti..Hicret ettiğinde Hz.Eyüp El Ensarinin evinin önünde duran , Arafat ta veda hutbesini üzerinde verdiği mübarek Kusva nın torunları bunlar ..sevmemek elde değil ..

Burası Hudeybiye ..bu gördüğünüz kuyuya Efendimiz ok atınca çöl sularından farklı bir su çıktı buradan ..çöl suları çok tuzlu olurmuş, o vakit konakladıklarında Efendimizin çıkarttığı su tuzlu değilmiş..

Hz. Peygamber ve ashabinin Kabe'yi ziyaret maksadiyla Mekke'ye gitmek istemeleri ve bunun müsrikler tarafinda engellenmesi üzerine çikan olaylardan sonra müslümanlarla müsrikler arasinda yapilan anlasma Hudeybiye anlaşması burada yapıldı... Allah Rasûlü'nün hicretinin üzerinden mücadeleler ve savaslarla dolu alti yil geçmisti. Hem muhacirler, hem de Ensar, Kâbe'yi ziyaret özlemiyle yanip tutusuyorlardi.

Allah'in elçisi, bu yilin Zilkade ayinin basinda bütün ashabin özlemlerine beklentilerine cevap anlami tasiyan bir rüya gördü. Rüyasinda ashabi ile birlikte güvenlik içinde Kâbe'yi ziyaret ediyordu. Rasûlullah'in ashaba anlattigi rüya, hizla bir mustu gibi yayildi Medine'ye.

Hz. Peygamber bu genel cosku üzerine, Kâbe'yi ziyaret etmek isteyenlerin hazirlanmasini emretti. Hattâ Islam'i kabul etmeyen kabileleri bile kendileriyle birlikte hac yapmaya çagirdi.

Hazirliklarin tamamlanmasindan sonra, Zilkade'nin ilk Pazartesi günü (13 Mart 628) bin dörtyüz kisi ile birlikte Mekke'ye dogru hareket etti. Niyetinin baris oldugunu göstermek için yanlarina yolcu kilici denilen kiliçtan baska savas silahi almamislardi. Zül-Huleyfe mevkiine geldiklerinde ihrama girdiler ve Umre için niyet ettiler. Yanlarinda Mekke'de kurban edilmek üzere sabin alman yetmis deve bulunuyordu ve bunlar kurbanlik oldugu belli olacak biçimde nisanlanmisti.

Mekkeli müsrikler Hz. Muhammed'in hareketini ögrenince toplanarak ne pahasina olursa olsun, Rasûlullah'in Mekke'ye girmesine izin vermemeyi kararlastirdilar. Rasûlullah'in Mekke'ye daha fazla yaklasmasina engel olmak üzere de Halid bin Velid komutasinda ikiyüz atlidan olusan bir birlik gönderdiler.

Bu arada Hz. Peygamber Hudeybiye mevkiine gelmisti. Devesi burada kendiliginden çöktü ve bütün çabalara ragmen kaldirilamadi. Bunun üzerine çesitli fikirler ileri sürenlere karsilik Allah Rasûlü,"Filin Mekke'ye girmesine engel olan kuvvet bu deveyi de çökertti" diyerek herkesin inmesini emretti.

Peygamber Efendimiz, Mekke müsriklerinin durumu anlama ve umreyi gerçeklestirebilme konusunu görüsmek için Hz. Osman (r.a)'i Mekke'ye gönderdi. Hz. Osman (r.a) kiminle görüstü ise, umre yapmanin mümkün olmadigini anladi. Zira müsrikler, müslümanlarin Mekke'ye girisini kendileri için büyük bir zillet sayiyorlar ve bütün Arap dünyasinin gözünden düsecekleri seklinde yorumluyorlardi. Bundan dolayi umre hiç mümkün gözükmüyordu.

Bu arada Hz. Osman (r.a)'nin tutuklandigi ve öldürüldügü haberi yayildi. Bu haber üzerine peygamber Efendimiz, bütün mü'minlerden "ölüm" üzere biat aldi. Ashab-i Kirâm'in ölüm için yarisircasina bey'at etmelerini müsriklerin casuslari da görüyorlardi. Bu durumu süratli bir sekilde Mekke'ye bildirdiler.

Sahabenin biatini bildiren âyet-i kerime'de söyle buyurulur: "Sana biat edenler gerçekte Allah'a biat etmektedirler. Allah'in eli onlarin ellerin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmus olur ve kim Allah'a verdigi sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (el-Feth, 48/1I) ve "Allah su mü'minlerden razi olmustur ki, onlar agacin altinda sana bey'at ediyorlardi. Allah onlarin gönüllerindekini bildigi için onlarin üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakin bir fetih verdi. Yine onlara alacaklari birçok ganimetler bahseyledi. Allah üstündür, hikmet sahibidir" (el-Fetih, 48/18-19) âyetleri bu olayi anlatmakta ve Cenab-i Hakk'in biat edenlerden razi oldugunu bildirmektedir. Bu âyetlerden dolayi, bu beyata, razilik biati anlaminda "Biatü'r-Ridvân" ve Hz. Peygamberin altinda oturdugu agaca da razilik agaci anlaminda "Seceretü'r-Ridvân" adi verilmistir. Kisa bir aradan sonra Hz. Osman (r.a)'la ilgili ölüm haberinin asilsiz oldugu anlasilmistir.

Bu arada karsilikli elçiler gidip geliyor, bir uzlasma yolu araniyordu. Müsrikler müslümanlarin Mekke'ye girmelerine izin vermeyeceklerini açikça söylüyorlardi. Hz. Peygamber ise "Biz buraya kesinlikle savasmak için gelmedik. Amacimiz Kâbe'yi ziyarettir, Umre yapmaktir. Kureysliler eski savaslarda zayif düsmüslerdir. Dilerlerse onlarla bir anlasma, bir sure için baris anlasmasi yapmak isterim. Kabul ederlerse ne âlâ, aksi takdirde Allah'a yemin ederim ki, ölünceye kadar onlarla savasirim" diyerek baris öneriyordu.

Allah Rasûlü'nün kararliligi yüzünden müsrikler savasi göze alamadilar. Amr oglu Süheyl'i kendileri adina bir anlasma yapmak üzere gönderdiler.Rasûlullah ile Süheyl uzun görüsmelerden sonra anlasma sartlarini tesbit ettiler.

Hudeybiye'de ondokuz gün kalindiktan sonra Medine'ye dogru yola çikildi. Yolda, "Biz sana apaçik bir fetih verdik. Bununla Allah senin geçmis ve gelecek günahlarini bagislayacak ve sana olan nimetini tamamlayacak ve seni dogru bir yola iletecek. Allah sana sanli bir zafer verecek" (el-Fetih, 48/1,2) âyetleriyle baslayan Fetih Sûresi nazil oldu.
Sani yüce Allah, Hudeybiye barisini bir "Feth-i Mübin" (apaçik bir fetih) olarak niteliyordu. Gerçekten de bunun böyle oldugu çok geçmeden herkes tarafindan anlasildi. Hudeybiye'yi Hayber gibi, Mekke'nin fethi gibi zaferler izledi.

O 1400 sahabe ve Efendimiz burada konaklamış , o olayları burada yaşamış ve Fetih suresi buralardan başlayarak nazil olmaya başlamıştır..

Burada Efendimize yürüyen Semure ağacı mucizesi de gerçekleşmiş , hatta Osmanlı oraya bir mescit yaptırmıştır .Fakat Vehhabilik inancından dolayı şuanda o da yoktur..Hudeybiye Mekke ye 25 km uzaklıkta bir yer..

Ve burada da kuyunun etrafındaki deve dikenlerini çektim..develer bunlarla çok rahat besleniyormuş..zaten üç ay yemeden içmeden hareket edebiliyorlarmış..

Size ilk resmi ,Osmanlı Devleti’nde fotoğrafçılığın en büyük destekçisi olan Sultan II. Abdülhamid’in bizzat çektirdiği Mekke ve Medine’ye ait ilk fotoğraflar Yitik Hazine Yayınları tarafından yayınlanan “II. Abdülhamid Yıldız Albümleri Mekke-Medine” kitabından koyuyorum.

Mekke’de bulunan ve Hz. Muhammed’in (s.a.s.) annesi Hz. Âmine; eşi Hz. Hatice; amcası Ebu Talip ve Mekke’de vefat eden diğer yakınlarına ait Cennet’ül Mualla Mezarlığı fotoğrafında Osmanlıların yaptırmış olduğu türbeler gözükürken günümüzde Cennet’ül Mualla Mezarlığı dümdüz bir vaziyette bulunuyor..Osmanli mimarisinden eder yok ..Şuanda Mekke'de vefat eden herkes buraya defnediliyor .Ben geniş bir açıdan çekemedim ama göründüğünden çok daha geniş..

önemli bir not olarak buraya yazayım:
Mekke'de de Medine'de de bütün vakit namazlarında farzın arkasından hemen imam cenaze namazına davet ediyor ..oralara gidince ilk gidenler ne kıldırıyor diye şaşırmasın..Siz ona katılabilir ya da kıldığınız vakit öğle veya yatsı ise son sünnete geçebilirsiniz..bütün Medine 'de vefat edenlerin namazı MEscid-i Nebevi de , bütün Mekke 'de vefat edenlerin namazı da MEscid-i Haram 'da kılınıyor ..sonra üstü kapalı bir tabut olmadan sadece bir cübbeye sarılmış şekilde kalabalığın içinden götürülüp Mekke 'de Cennetül Mualla ya, Medine'de Cennetül Baki ye defnediliyor...


Burada çekmeye çalıştığım yeşil çevrili, yakından gördüğünüz kısım Hz.Hatice nin kabri ..
Hz.Peygamberimizin "Hatice'nin sevgisi benim rızkımdır " dediği büyük vefa , şefkat abidesinin..
Efendimiz Medine 'de O Mekke'de olunca insan önce biraz hüzünleniyor ama daha sonra onlar için mekanın bir önemi olmadığını düşünüp rahatlıyor...

bu tür ayrılıkların dünyaya mahsus olduğunu hatırlıyor..


 


Arkadaşlar , bu sarı çevreli yere iyi bakın ..çünkü orası I. ve II. Akabe biatlarının , yani İslam devletinin çekirdeklerinin atıldığı yerler ..

Efendimiz Mekke ile Mina arasında Akabe denilen bu tepede Medineli altı genç ile karşılaştı..onlara İbrahim suresini okudu ve onları islama davet etti..Onlar Yahudilerden duydukları beklenen peygamberin Efendimiz olduğunu anlayıp iman ettiler..

Hz. Esad b. Zürâre,
Hz. Rafi' b. Mâlik,
Hz. Avf b. Haris,
Hz. Kutbe b. Amir,
Hz. Utbe b. Amir ve
Hz. Hâris b. Abdullah

bu altı gencin başında Esad b. Zürare vardır ..bunlar Medine den iman edip İslamı kabul eden ilk topluluktur..bu ilk Ensâr topluluğu, Medine'ye dönünce, duyduklarını anlattılar. Böylece hak din orada da yayılmaya, kuvvet bulmaya başladı. Ertesi sene ise yine bunlardan beş kişinin de içlerinde bulunduğu 12 kişilik bir Kafile, hac mevsiminde Akabe'ye geldi. Burada resimdeki yerde ,Peygamberimiz (s.a.s.)la buluşup kendisine bîat ettiler. ilk defa Peygamberimizin (s.a.s.) elini tutarak hırsızlıktan, kız çocuklarını öldürmekten, nikâhsız yaşamaktan, yalan ve iftiradan kaçınmak, Allah ve Rasûlüne itaatten ayrılmamak üzere ahid verdiler.Bu itaat onlar için o güne kadar ki bütün alışkanlıklarının terkedilmesi demekti..
Hırsızlıktan men ederek sosyal adaletin de temellerini attı Efendimiz.

Bu resme bakarken şunu düşünün bu kısmı orada dinlerken beni çok etkiledi..
Efendimize dediler ki ; "peki biz bunlara uyduğumuz takdirde karşılığında bize ne var?"
Efendimiz "Cennet" dedi..Bunun üzerine "Bu alış-veriş kârlıdır. Bu sözleşmeyi ne bozarız, ne de bozulmasını kabul ederiz"
dediler.


sonra Tevbe suresi 111. ayet nazil oldu ..

"Allah, Cennet karşılığında müminlerden mallarını ve canlarını satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat, İncil ve Kur'an'da onlara vadettiği bir haktır... Sözünde durmak için Allah'tan daha iyi kim olabilir? İşte ey müminler! Yaptığınız bu alışveriş ile müjdelenin, sevinin. Çünkü en büyük kazanç budur"


bu resimlere bakarken o gençlerin ellerini Efendimizin ellerinin üstüne koyup söz verdikleri anı düşünmek ... ve bu ayetin o duruma binaen nazil olduğunu tefekkür etmek başka bir heyecan.. ......


Arkadaşlar ,
burası Uhud..
cennet dağlarından bir dağdır Uhud..
üzerinde Efendimiz ve dört halife varken titremiş bir dağ..
Efendimizin "Uhud bizi sever , biz de Uhud 'u severiz" dediği bir dağ..

Enes İbnu'n Nadr 'ın "ben Uhud da cennetin kokusunu alıyorum " dediği ve şehit edilene kadar çarpıştığı yer ..o ki .."Ey Allahım, Bu müşriklerin yaptıklarından beri olduğum gibi şunların da (bozulan müslümanları kastediyor) yaptıklarından sana özür diliyorum." deyip savaşa dalan ve kızkardeşi tarafından sadece parmak uçlarından tanınabilecek kadar darbe alan biri... ve parmak uçlarının güzelliğiyle meşhur...

Ortada gördüğünüz belirgin yer Hz.Hamza nın şehit edildiği yer..

Bu resimde direğin hemen sağındaki oyuk ,savaş sırasında okçuların yerlerinden çıkmasıyla savaşın seyri değiştiğinde Efendimiz in sığındığı yer..
ki o gün ..

Taşlardan biri Efendimizin dişini kırmıştı
diğer bir taş alnını ve alt dudağını yardı
bir kılıç darbesiyle elmacık kemiği yara aldı
miğferi parçalandı ve iki halkası yüzüne battı..

ve Efendimizi bir çukurun etrafında daralan halkaya rağmen canlarını hiçe saymadan korudular...etten duvar ördüler ...Efendimiz kırılgan bir sitemle dedi ki

" Kendilerini Rablarına imana davet ederken , Peygamberlerinin yüzünü kana bulayan bir kavim nasıl felah bulabilir?" Bu serzeniş üzerine Cenab-ı Hak ayetinde dedi ki:

""Sen onların inkarından mesul değilsin..Allah dilerse onlara tevbe nasib eder , dilerse zalim oldukları için onlara azab verir"

Efendimiz yorgundu ve yaralıydı..sürekli dua ediyordu..Sad Bin Muaz Ve Sad Bin Ubadeye dayanarak bu kayalığa doğru çıktı..Bir müddet yürüyünce devam edemedi..Talha Bin Ubeydullah yere çöktü ve Efendimizi sırtına alıp bu kayalığa kadar taşıdı...

Bu da Okçular tepesi..Daha sonra islamla şereflenen dahi kumandan Hz.Halid Bin Velid 'in elli okçunun düzensizliğini fark edip savaşın akışını değiştirdiği tepe..ki Efendimizin sözüne sadık kalan 10 okçunun da şehit olduğu ve Efendimize itaatin altının çizildiği o mübarek tepe..

Uhud..
Efendimizin çok sevdiği birçok dava arkadaşını ve amcasını kaybettiği..
dünya meşakkatleriyle yoğrulduğu...
şehitler arasında dolaşıp ince ruhuyla , cennetlik olduklarını bilse de ağladığı...
o hüznün ve inanılmaz kahramanlıkların geçen yıllara rağmen ruha işlediği güzel dağ...

Allah (cc); gidenlerin bu duyguları tekrar yaşamasını sağlayan, gitmeyenlerin bir an evvel gitmek için içine aşk düşürten kardeşimizin bu güzel anekdotu ile yaptığı hayrı , umresini kabul etsin.

Tarih : 2008-03-19 - Okunma : 7957
İBADETİM kategorisine ait diğer içerikler
2009-2010 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İBADET DERSİ YILLIK PLANI
CAMİNİN BÖLÜMLERİ
OYUN: AÇ KAPIYI BEZİRGAN BAŞI
OYUN: EBE TURA BİR İKİ ÜÇ
NAMAZLARIN KILINIŞ TABLOSU
EZAN
2008-2009 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İBADET DERSİ YILLIK PLANI-2
2008-2009 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI İBADET DERSİ YILLIK PLANI
NAMAZI MEVLANA'DAN DİNLERSEK
İSLAMIN ŞARTLARI
Listenin tümü >>
 
Arama
Site Menü
Çok Okunan İçerikler
Link Arşivi
Paylaşım

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
www.kurankurslari.com
Sitede bulunan tüm içerikleri kaynak göstererek kullanabilirsiniz
Code By asilweb